Kira Bedelinin Ödenmemesi Sebebiyle Taşınmazların İlamsız İcra Yolu ile Tahliyesi
11 Temmuz 2018
Anlaşmalı Boşanma Nedir?
18 Temmuz 2018
Download PDF

Madde 157 – (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

MADDE 157: Madde metninde dolandırıcılık suçu tanımlanmıştır. Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kişilerin malvarlığına karşı işlenen bir suçtur. Söz konusu suç tanımı ile kişilerin sahip bulunduğu malvarlığı hakkının korunması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu suçun işlenişi sırasında hileli davra­nışlar ile kişiler aldatılmaktadır. Aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güven ihlâl edilmekte­dir. Bu suretle kişinin irade serbestisi etkilenmekte ve irade özgürlüğü ihlâl edilmektedir.
Çok hareketli suç görüntüsü taşıyan dolandırıcılık suçunun oluşumu açısından birden fazla fiilin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu hareketlerden birincisini hile oluşturmaktadır.
Hile, icraî bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi; karşı tarafın içine düştüğü hatadan, bir konuda yanlış bilgi sahibi olmasından yararlanarak da, yani ihmalî davranışla da, gerçekleştirilebilir. Ancak, bu durumda kişinin, hataya düşen karşı tarafı bilgilendirmek konusunda yükümlülüğünün olması gerekir. Hataya düşen kişi ile hukukî ilişkide bulunulan durumlarda, böyle bir yükümlülük vardır. Ayrıca, muhatabın belli bir husustaki hatası karşı­sında kişinin ihmalî davranışının, örneğin susmasının, bir beyan, açıklama değerini taşıması gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, gerçekleştirilen hilenin etki­siyle, bu hileye maruz kalan kişinin veya bir üçüncü kişinin zararına olarak, fail veya bir başkası bir menfaat elde etmelidir.
Dolandırıcılık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Burada söz konusu olan kast, dolandırıcılık suçunun maddî unsurlarının hepsinin fail tarafından bilinmesini ifade etmektedir. Bir başka ifadeyle, fail gerçekleştirdiği davra­nışların hile teşkil ettiğini, başka birini aldatıcı nitelikte olduğunu bilmelidir. Ayrıca, fail, bu hileli davranışlar sonucunda bunların etkisiyle, hileye maruz kalan kişinin veya başkasının malvarlığında bir eksilme meydana geldiğini, zarar gördüğünü ve buna karşılık, kendisinin veya sair bir kişinin malvarlı­ğında bir artma meydana geldiğini bilmelidir. Bu itibarla, fail, mağdurun malvarlığındaki eksilmenin, mağdurun gördüğü zararın kendi hileli davra­nışları sonucunda meydana geldiğini bilmelidir; hile ile zarar arasındaki illiyet bağının varlığının bilincinde olmalıdır. Belirtilen hususlara ilişkin kast, doğrudan kast olabileceği gibi, olası kast da olabilir.
Dolandırıcılık suçunun işlenmesi suretiyle elde edilen yararın miktarı çoğu zaman tam olarak belirlenememektedir. Bu gibi durumlar göz önünde bulundurularak, dolandırıcılık suçundan dolayı hapis cezasının yanı sıra ayrıca adlî para cezası öngörülmüştür.

MADDE AÇIKLAMALARI:

Dolandırıcılık suçunda mağdur, aldatılan veya kendi veya bir başkasının malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunan kişi değil, münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir. Bu durum, özellikle YTCK m. 159 çerçevesinde şikayet hakkının kullanılması ve YTCK m. 167’de öngörülen cezasızlık ve ceza indirim nedeninin uygulanması bakımından önem taşımaktadır.

Dolandırıcılık suçunun oluşması için failin hileli davranışlarla muhatabını “aldatmış” olması gerekir. YTCK’da ETCK’dakinin aksine, mağdurun “hataya düşürülmesi”nden değil, “aldatılması”ndan söz edilmiştir.

765 sayılı TCK nun 503. maddesinde yer alan düzenlemeden farklı olarak; “hile ve desise” deyimi yerine “hileli davranışlar” ifadesi getirilmiştir. Bu yönüyle YTCK nın en önemli sonucu, dolandırıcılık suçunun oluşmasının artık daha kolay olmasıdır. Önceki düzenlemeden failin yaptığı hileli ve desiseli davranışların kandırabilecek niteliğine ulaşması yani belirli bir ağırlığa ulaşması beklenmekteyken yeni düzenlemede suçun oluşması için hileli davranışların varlığı yeterli sayılmıştır. Bu hileli davranışların objektif veya sübjektif olarak kandırabilecek nitelikte olması aranmalıdır. Ancak gerek dolandırıcılık suçunun niteliği ve gerekse de gerekçede konunun ifade ediliş biçimine göre, yine de her türlü hileli davranış bu suç kapsamına giremeyecektir. Uygulamada hileli davranışın basit bir nitelikte olması yeterli görülmemelidir. Yani Bunun için gerekli koşul, failin garantör olarak hatanın ortaya çıkışı veya devamını engelleme hukuksal yükümlülüğü altında olmasıdır. İhmal yoluyla suçun işlenebilmesi, failin muhatabını aydınlatmaması ve mağduru aydınlatma hukuksal yükümlülüğü altında bulunmasını gerektirmektedir.

Hile, icraî bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi; karşı tarafın içine düştüğü hatadan, bir konuda yanlış bilgi sahibi olmasından yararlanarak da, yani ihmalî davranışla da, gerçekleştirilebilir. Ancak, bu durumda kişinin, hataya düşen karşı tarafı bilgilendirmek konusunda yükümlülüğünün olması gerekir. Hataya düşen kişi ile hukukî ilişkide bulunulan durumlarda, böyle bir yükümlülük vardır.

Karşılıksız yararlanma niteliğindeki eylemler, eğer failde başlangıçtan beri hizmetin bedelini ödememe kastı varsa, ancak bu takdirde dolandırıcılık suçunu oluşturabilir.

YTCK açısından muhatap bankada yeterli karşılığı olmadığını bilerek çek keşide eden kişinin, “hileli bir davranış” gerçekleştirmiş sayılacağı için, dolandırıcılık suçu çerçevesinde cezalandırılması mümkündür. Eğer fiil ayrıca 3167 sayılı kanunun 16. maddesi kapsamına giriyorsa, fikri içtima kuralları gereği (YTCK m. 44), failin en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılması gerekir.

ETCK’da elde edilen yararın “haksız” olması aranmış iken, YTCK yararın haksız olması gibi bir zorunluluğa yer vermiş değildir. Bunun nedeni, suçun “bir hukuksal ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi”ne bu suçta daha az cezayı gerektiren bir durum olarak yer verilmiş olmasıdır (YTCK m. 159). Ancak öğretide baskın görüş, kanuna ve ahlaka aykırı bir işlemden kaynaklanan taleplerin, ceza hukuku açısından korunan malvarlığı kavramına dahil olmadığı gerekçesiyle, dolandırıcılık suçuna konu olmayacağı yönündedir.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri; Dolandırıcılık, başkasının zararına olarak haksız menfaat elde edildiği anda tamamlanır. Hileli davranış objektif olarak kandırabilecek nitelikte olmasına rağmen, karşı taraf aldanmamışsa, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmelidir.

YTCK m. 43/1’de suçların “aynı kişiye” karşı işlenmesi zorunluluğu arandığı için, aynı suç işleme kararına bağlı olsa bile, değişik kişilere karşı işlenen dolandırıcılık suçunda zincirleme suç ilişkisinden söz edilemeyeceği için, mağdur sayısınca suçun oluştuğu sonucuna varmak gerekir. Buna karşılık tek bir hileli davranış birden fazla kişinin malvarlığında zarara yol açmış ise, “tek bir fiille” işlenen birden fazla dolandırıcılık suçu söz konusu olacağı için YTCK m. 43/2 uyarınca zincirleme suç kurallarının uygulanması mümkündür.

error: Content is protected.